Fitoterapi

  • 10 Temmuz 2017
Fitoterapi

Fitoterapi bir diğer deyişle ‘‘bitkilerle tedavi’’ sağlığın korunması, hastalık riskinin azaltılması, tedavinin desteklenmesi ve hastalıkların iyileştirilmesi amacı ile tıbbi etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış bitkileri, onların etkin maddelerini taşıyan kısımları veya bir işlem yoluyla elde edilmiş doğal ürünleri kullanarak yapılan bir tıbbi tedavi yöntemidir. Ve tüm diğer tedavi yöntemleri gibi fitoterapi de mutlaka bir hekimin kontrolü altında uygulanmalıdır. Fitoterapi bir alternatif tedavi yöntemi değildir, unutulmamalıdır ki tıbbın alternatifi olmaz, ilacın alternatifi olabilir.

Fitoterapi terimi ilk kez 1939 yılında Henry Lecrec tarafından Le Presse Medical adlı dergide kullanılmıştır. Kimyasal ilaçlar özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında bitkisel ilaçlara alternatif olarak sunulmuşlardır. Fakat 1950’li yıllarda ‘modern’ ilaçların yan etkilerinin gündeme gelmesi ile tekrar doğaya dönüş başladı.

Dünya Sağlık Örgütü dünyadaki tüm popülasyonunun %80’inin hastalıklarının tedavisinde bitkisel uygulamalara başvurduğunu bildirmektedir. Dünyada toplam yaklaşık 300.000 bitki bulunmaktadır ve bu bitkilerin 20.000’i tıbbi amaçla kullanılan ‘‘tıbbi bitkiler’’dir.

Ve bizler ülkemizin yer aldığı coğrafya açısından o kadar şanslıyız ki; üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde, farklı iklim, nem, yükseklik ve toprak koşulları gibi birçok faktör ülkemiz sınırları içinde yaklaşık 12.000 bitkinin yetişmesine olanak sağlamaktadır. Bu 12.000 bitkinin yaklaşık 3000’i ise sadece ülkemiz sınırları içinde yetişmektedir. Bu rakamlar tüm Avrupa kıtasının rakamları ile yaklaşık olarak aynıdır.

 

Fonksiyonel Gıda

Fonksiyonel gıda kavramı 1980’li yıllardan itibaren popüler olmuştur. En kısa ve yalın tanımı ile hastalık riskini azaltıcı ve sağlığı koruyucu besinler şeklinde tanımlanabilir. Bu tip gıdalar hem temel besin öğelerini karşılar hem de fizyolojik ve metabolik fonksiyonlar üzerinde ek fayda sağlayarak insan sağlığını destekleyici özellik gösterirler. Örneğin, vitamin, mineral, lif veya yüksek miktarda probiyotik mikroorganizmalar içerebilirler. Bu tip gıdalara örnek olarak D vitamini içeren yumurta, probiyotik bakteriler açısından zengin kefir, yoğurt, turşu, sirke, vücudumuzun iyot ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol üstlenen tuz sayılabilir.

 

Bitkilere Ne Kadar Güvenebilirim?
  • Doğru ürün
  • Doğru yerden
  • Doğru zamanda
  • Doğru şekilde toplanmalı
  • Doğru şekilde kurutulmalı
  • Doğru şekilde saklanmalı

‘‘Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun’’ Hippocrates (MÖ.480-360)

Şifalı veya tıbbi bitki zararsız bitki anlamına gelmemektedir. Paracelsus’un sözünü asla unutmamalıyız…

‘‘Bütün maddeler zehirdir. İlacı zehirden ayıran dozudur.’’ Paracelsus (1493-1541)

Kullandığımız bitkilerin bizler için şifalı olması doğru amaç için doğru şekilde kullanılmalarına bağlıdır. Yanlış yöntemler ve yanlış dozlar hiçbir fayda sağlamayacağı gibi, sağlığımızı olumsuz şekilde de etkileyebilir. Bu nedenle internetten, gazeteler, kitaplar veya yakınlarımız, arkadaşlarımız, komşularımızdan yetersiz veya yanlış bilgiler alarak kendimizi tedavi etmekten kaçınmalı, mutlaka bir fitoterapi uzmanı hekime başvurmalıyız.

 

Hangi hastalıklar?

Bitkilerle tedavi aşağıda yer alan hastalıklar da dahil olmak üzere birçok hastalıkta tek başına veya yardımcı tedavi yöntemi olarak fayda sağlamaktadır.

  • Ülser, gastrit, reflü
  • Nezle, grip, sinüzit, bronşit
  • Migren
  • Hormonal problemler
  • Allerjiler
  • Şeker hastalığı
  • Hipertansiyon
  • Tiroid bezi hastalıkları
  • Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
  • Obezite
  • Anoreksiya
  • Romatizmal hastalıklar
  • Osteoporoz
  • Fibromiyalji

 

Aromaterapi

Aromaterapi bitkilerden elde edilen uçucu yağların masaj, kompres, buğu(solunum), banyo ve diğer yollarla uygulanarak kimyasal yapı ve enerjilerinden faydalanan sağlık ve güzelliği destekleyen bir terapidir. Uçucu yağlar oda havasında keskin kokulu ve uçucudurlar. Sıvı, yarı katı, bazen reçinemsi olabilirler. Genellikle renksiz veya açık sarı olmakla birlikte nadiren papatya gibi mavi renkte veya karanfil gibi kahverengi de olabilirler.

Aromaterapide kullanılan bu yağlar etkin madde açısından bitkilere göre çok daha güçlüdürler. Bitkilerden damıtılmaları sırasıında yaklaşık 100 kez konsantre edilmişlerdir. Örnek verecek olursak 1 ton gül yağrağından 250 gram gül yağı elde edilmektedir.

Aromaterapi sırasında kullanılan bu uçucu yağları aslında günlük hayatımızda sıklıkla tüketmekteyiz. Çok daha seyretilmiş olarak bitkisel çaylardan ve yemeklerimizi tatlandırmak amacıyla kullandığımız baharatlardan bu etkin maddeleri alabilmekteyiz.